"bebek" etiketiyle yazılan yazılar.
burak-1-yas

yazan Özlem Pehlivan

Geçtiğimiz haftanın son siparişinde şimdi de sıra. Daha önce diş partisinin pastasını yapmıştım Burak bebeğin, kocaman delikanlı olmuş şimdilerde, ilk yaşını kutladılar. Konsept ilk yaş olunca insan ille de 1 ön planda olsun istiyor, pastası da ona göreydi.

Tamamını Oku

05 Mart 2015
784 görüntüleme
buark-dis

yazan Özlem Pehlivan

Minnak Burak’ın yeni çıkan minnak dişleri için, teyzoşu verdi pasta siparişini. Geçtiğimiz hafta yaptım, teslim ettim, beğeni geri dönüşleriyle musmutlu oldum yine. 🙂

Ve bir kez daha; pastan gibi bembeyaz incilerin olsun Burak bebek. 😀

Tamamını Oku

23 Aralık 2014
1.942 görüntüleme
dis-kurabiye

yazan Özlem Pehlivan

Son sipariş diş kurabiyeleri; inci gibi olsun, hep gülsün minnak prensesin minnak dişleri 🙂

 

dis-cookie1

02 Ekim 2014
1.195 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kızım doğmadan önce hemen hemen tüm hazırlığını yapmıştık, heyecanlı tüm anne baba adayları gibi 🙂 Bunlardan hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu kullanmaya başlamadan bilme şansınız olmuyor tabii. Aslında en önemli konu olan bebek arabası seçimimiz, bu yanlışlardan biriymiş meğer, kullandıkça anladık. Miniğiniz rahat etmediği zaman, hem kendini hem de sizi inanılmaz yoruyor, o yüzden başta pahalı gelerek elediğiniz modelleri hemen gözden çıkarmayın, yoksa biz ve birçok arkadaşım gibi ikinci arabayı da almak zorunda kalabilirsiniz.

Hamileyken Chicco CT.02 aldık, taşıma puseti olarak da kullanılabilen oto koltuğuyla birlikte. 9 ay kullandık ama dışarı çıkışlarımız bir çok nedenden dolayı artık işkenceye dönüşmeye başlamıştı son günlerde. Bebek puseti şeklindeki oto koltuğumuza artık sığmadığımızdan, onu değiştirmek için gittiğimiz E-Bebek’ten arabamızı da alıp çıktık 🙂

Oto koltuğumuz; dünyada koltuk deyince akla gelen ilk marka olan Recaro, modeli Young Sport 9-36 Kg. rengimiz, siyah. Bilindiği gibi Recaro, Formula 1’in resmi koltuk üreticisi. Aston Martin, Audi, BMW, Ferrari, Ford, GM, Honda, Jaguar, Lamborghini, Porsche gibi önde gelen otomobil markalarının da koltuk üreticisi, üstelik de Alman malı yani; kusursuz güvenlik anlayışına sahip.

Arabamız; Nuna , katlandığında sınıfının en küçüğü olan arabaya, öncelikle kızım sonrasında da biz bayıldık. Herhangi bir E-Bebek mağazasında test sürüşü yaptığınız an, ne demek istediğimi anlayacaksınız 😉

Her iki ürün de anne tavsiyesidir, hem de kesinlikle 😉

(İlgili tüm teknik bilgileri www.e-bebek.com sitesinden edinebilirsiniz.)

29 Aralık 2011
1.413 görüntüleme
dis

yazan Özlem Pehlivan

Uzun bir aradan sonra, duygu patlamasıyla oturunca yazmaya, “Umut” çıktı içimden, oysa arada geçen onca zamana neler neler sığdı yazamadan 🙂 “Hayat” ile “Umut” arasında, kızım girdi yaşantıma, minicik nefesiyle kocaman mutluluklar yarattı 🙂 Şimdilerde kocaman genç kız olma yollarında, 2 gün önce (1 Aralık) ilk dişini gösterdi, bunun karşılığında da hediyeler yağmaya başladı tabii 🙂 Ciciannemiz ilk gören olduğundan, ona kesildi doğal olarak fatura 🙂

Bugün geldi hediyemiz ciciannemizden; yürüteç. Montajı biter bitmez kuruluverdi cimcime içine, her ne kadar hep geri viteste gitse de henüz, bayıldı 🙂 Çok iyi bakılmasını, çok mutlu bir bebek olmasını, ikisinin de onu çok sevmelerine borçlu olduğumuz ciciannemize ve Safa amcamıza da tekrar teşekkürler buradan yine kocaman öpücüklerle 🙂

Babaanne ve dedemiz de çok beğendiğimiz mama sandalyesini kapıp gelmişler sürpriz yapıp, o henüz farkında olmadığından biz sevindik en çok 🙂 Babaanne ve dedemize de kocaman kocaman öpücüklerle teşekkürler bir daha, iyi ki varsınız 😉

Sonuç itibariyle; çok şanslı benim kızım çoook 😉

03 Aralık 2011
718 görüntüleme
küçük kız

yazan Özlem Pehlivan

Devşirilen gömlek yakaları geldi aklıma şimdi, sebepsizce. Köşedeki bakkalın ucundan elinde filesiyle evine dönen babalar bir de… Benim, o köşeden dönen bir babamın olmaması değiştirmezdi, oynanan oyunun bitirilip eve gidilme vaktinin geldiğini. Ben, hiç o cümleyle çağırılmamış olsam da, ne kadar etkili olduğunu bilirdim çocuk dünyasında “baban geldi, çabuk eve!” diye seslenen annenin aceleciliğini. Böyle zamanlarda hep, bir gün o akşamüstü telaşının bizim eve de uğramasını beklerdim umutla. “Baban ölmemişti aslında, bizi terkedip gittiği için yalan söyledik sana, işte şu köşedeki amca baban senin” diye ölümün acısına yeğ tutulabilecek cümleler hayal ederdim hep o küçücük dünyamda. Ama o sahne, izlediğim Türk filmlerinden öte gidemedi hiçbir zaman ve hiçbir akşamüstü uğramadı bizim sokağa… Oturduğum taşın üzerinden, oyundan geriye kalan tek şey olarak gıptayla bakardım, topunu, bebeğini alıp “babalı” evlerine giden arkadaşlarımın arkasından. Topum da yoktu, bebeğim de ama en çok babamın yokluğu koyardı. Çoğu akşam sırf bu yüzden, gidip uyurdum hemen, ertesi akşamüstünün sabahına, yeni bir umuda hemen uyanabilmek için. Çorba sevmem, hiç kimse anlamaz, bilmez niye sevmediğimi. Yitirdiği kocasının ardından hemen her gece, onun en sevdiği şeyi, en sevdiği şekliyle servis yaptığı sofrasına oturmazdım, oturamazdım annemin. Yuvarlak, küçük tepsinin içine doğranan bayat ekmeklerin üstüne bolca boca edilen sıcacık tarhanalara uzak durdum hep, boğazıma dizilmesin diye lokmalar, kaşığımı daldırmadım hiç o tepsiye. Bunca yıldır hala babam kokar tarhanalar, yiyemem, hiç kimseye hiçbirşey diyemem, sızlayan burnumu gizler, “sevmem ben çorba” der, yutkunur geçerim. “Bir tek çorba değil ki, çok  yemek seçer mıymıntı”  diye kızanları da sadece gülümseyerek yanıtlamam, hepsinin bir yarası olduğunu bir tek benim bilmemdendir…

Şimdi akşamüstü yine, hala sokaklarda oynayan çocuklar ve onların ellerinde artık fileyle olmasa bile poşetle dönen babaları akşam habercisi belleyen anneler, hala tarhananın öyle yendiği evler var mıdır bilemem ama benim hala umudum var 😉

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

01 Aralık 2011
1.802 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kızım, öğleden sonra ek gıdasına başlayalı 3-4 gün oldu; en az meyveler kadar favorisi olacak gibi görünüyor yeni gıdamız; yoğurt 🙂

Eskiden tanıdığımız sütçülerden aldığımız, katıksız olduğuna emin olduğumuz sütlerle yapılan yoğurtlar tarih olalı çok oldu maalesef. Artık ne süt vaaar, ne de katıksız süt satan mahalle sütçüleri 🙁 Bunları düşünerek Arzum Yoğurt Yapma Makinesi aldık, en azından “mayalanma ortamı uygundu değildi, yoğurt tuttu tutmadı” derdim olmasın istedim. Zaten dediğim gibi, süt konusu malum, mayalama ısısı konusunu hiç olmazsa böyle halledebilirim sanırım.

Kızıma ilk yoğurdunu denemeden önce, kobay olarak kendimizi kullandım ve ilk kez pastörize sütten yoğurt yaptım makinede. Lezzeti güzel, fakat görüntüsü feci birşey çıktı ortaya. Salyamsı, uzayan cinsten bir yoğurdumuz oldu. Önce ben beceremedim sandım ama araştırdığımda gördüm ki; pastörize sütten yapılan yoğurtların ortak sıkıntısı buymuş meğer. Günlük süt etiketiyle satılan ürünlerle denemelere devam ettim sonrasında ve uzun, hassas kalite kontroller sonrası en uyumlu ikiliyi buldum: Yörükoğlu günlük sütü Pınar’ın organik yoğurduyla mayaladım ve kıvamıyla, tadıyla nefis bir ev yoğurdu çıktı ortaya. Yoğurt canavarı kızım, ara öğününde bayıla bayıla yiyor 🙂

Malzemeler:

1 litre süt

1 yemek kaşığı yoğurt (tepeleme)

 

Hazırlanışı:

Serçe parmağınızı hafiften yakacak kadar ısıttığınız süte, dolu dolu 1 çorba kaşığı yoğurdu ekleyip yavaş yavaş karıştırarak yedirin. Karıştırma işlemini çok fazla abartmayın, yoğurtla süt kaynaşsın yeterli 😉 Benim sonraki aşamam şöyle; mayalanmış yoğurtcuğu makinemin 6 tane minik kavanozuna doldurup kapakları açık şekilde yerleştiriyorum, üstüne 2 kat kağıt havlu koyup (buharlaşan su, yoğurda damlayıp sulandırmasın diye) makinenin kapağını kapatıyorum, 7-8 saate ayarlıyorum, bitiş sinyalinden sonra hemen alıp, kavanoz kapaklarını kapatıp buzdolabına koyuyorum.

Makine yoksa, eski ve en yaygın yöntemi uygulamak yani; mayaladığınız kabı, bir kaç kat örtüyle sıkı sıkı sarmak ve yine 7-8 saat ya da akşam yaptıysanız sabaha kadar bekletmek gerekiyor. Sonrasında yine son adım buzdolabı.

Afiyet olsun…

 

30 Ağustos 2011
967 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Arşiv