"Salata & Meze" kategorisine yazılan yazılar.

yazan Özlem Pehlivan

Acıka, acuka, muhammara ya da daha daha başka… Ne dediğinizin, ne diye bildiğinizin çok da önemi olmayan, ortak bir lezzeti takıyorum damağınıza bugün…

 

Malzemeler:

3-4 diş sarımsak

1/4 su bardağı zeytinyağı

5 yemek kaşığı domates & biber salçası

tuz

karabiber

kimyon

kırmızı biber

1/2 su bardağı ekmek içi

1 su bardağı ceviz

 

Hazırlanışı:

Salçayı, acı severliğinizle orantılı olarak domates ve biber salçasını toplamda 5 kaşık olacak şekilde karıştırın. Tavaya koyduğunuz zeytinyağına salçaları ekleyin, kokusu iyice çıkana dek (yaklaşık 5-6 dakika) kavurun.

Baharatların tamamını ekleyin, karıştırarak birkaç tur daha kavurun. Ezilmiş sarımsakları ekleyin, 1 dakika kadar daha kavurup, ocaktan alın.

Dövülmüş ceviz ve ufalanmış ekmek içini karışıma ekleyin, iyice karıştırın, soğumaya bırakın. Oda sıcaklığına ulaştıktan sonra buzdolabında bir süre dinlendirip ekmek üstü, minik kanepeler, tabakta üstünde iri cevizler ya da bambaşka yöntemlerle servis yapın. Her zaman olduğu gibi; hayal gücünüzle sınırlısınız. 😉

* Tercihe göre; nane, kekik, fesleğen, kişniş, çemen tozu, sumak gibi baharatlar eklenebilir.

25 Şubat 2014
3.107 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Beyin salatası çok kolay ve çok lezzetli (yiyebilene) bir meze olmasına rağmen, nedense evlerde pek yapılmaz, genelde dışarıda tüketilir. “Tadını sevenler” tarafı epey çoğunlukta olsa da ben maalesef sevmeyenler tarafındanım orası ayrı. Ama bizim ailenin erkekleri büyük bir hazla yediğinden, annemiz sıkça yapar. Sadece erkeklerimiz değil, ufaklıklar da bayılıyorlar ki; barındırdığı müthiş protein, fosfor v.s. açısından çocuklar için son derece yararlı olduğu söyleniyor.

Sözün kısası; seviyorsanız bayıla bayıla yiyebilir ya da benim gibi ağzınıza sürmeyebilirsiniz ama özellikle çocuklar için düzenli aralıklarla yapılıp yedirilmeli…

 

Malzemeler:

3 koyun beyni

4-5 su bardağı su

1 çay kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı sirke

pulbiber

maydanoz

limon

zeytinyağ

beyin2

 

Hazırlanışı:

Beyin salatası yapımındaki ilk adım için 2 yol izlenebilir:

1- Beyin zarlarının temizlenmesi biraz sıkıntılı bir işlem olduğundan en güzeli ve garantilisi; aldığınız kasaba temizletmek aslında ama “yok, illaki ben kendim yaparım” derseniz; yıkanmış beyinleri buzlu suda 10 dakika kadar bekletip, zedelememeye dikkat ederek zarların tamamını temizleyin. Tuz ve sirke koyduğunuz kaynamış suya yavaşça bırakın ve orta ateşte 10 dakika kadar haşlayın.

2- Yıkanmış beyinleri zarlarını temizlemeden yine tuzlu, sirkeli kaynamış suya bırakın, orta ateşte 20 dakika kadar haşlayın. Büyük ve derin bir kaba buzlu su hazırlayın. Haşladığınız beyinleri süzüp, hemen buzlu suyun içine koyun. Yeterince soğuduklarından emin olduğunuzda dikkatlice zarlarını soyun.

Haşlanmış ve zarlarından tamamen arındırılmış beyinleri servis tabağına alın ve dilimleyin. Damak tadınızla orantılı limon, zeytinyağ, pulbiberle tatlandırın. Son olarak ince doğranmış maydanoz serpin ve servis yapın.

13 Kasım 2013
3.793 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Pilavların hası bulgur pilavıysa şayet, onun da en hası meyhane pilavıdır bana göre. Asıl adının, içindeki malzemelerin meyanlaşarak pişirilmesinden kaynaklı; ‘meyane pilavı’ olduğu, halk arasında söylene söylene ‘meyhane pilavı’na dönüştüğü gibi bir iddianın karşısında, daha çok meyhanelerde yapıldığından adının doğrusunun aslında bu olduğu gibi bir diğer iddia daha var. Aslı nedir, nasıl bulunmuş, kim bulmuş o kısmı karışık anlayacağınız.

Gaziantep civarından çıkmış olduğu en kuvvetli rivayet. Orada, standart malzemelerin içine kuşbaşı et ya da kıyma koyularak pişiriliyor.

Karadeniz bölgesinde yarma denilen iri kırım bulgurla elde edilenine kızıl pilav dendiğini ama aynı pilavın bulgur yerine şehriyeyle daha sık yapıldığını duymuşluğum var.

Etle olduğu gibi nohutla ya da patlıcanla da yapılmışlığı var. Aynı yöredeki evlerde bile onlarca farklı şekilde yapılabilirken, farklı yörelerde farklılıklar göstermesi son derece doğal. Eldeki malzemeye, damak tadına uygun pişirileni en makbulü kısacası.

Bir de adının çıktığı söylencesini doğrularcasına, güzel ülkemin genelinde, mütevazi meyhanelerde mezeler ve içkiler bittikten sonra, mideleri rahatlatmak için taze taze pişirilip sofraya getirilir.

Evlerde erkek erkeğe kurulan meclislerde, kır yemeklerinde yemeğin sonlarında, ev sahibi ya da becerikli bir ‘erkek konuk’ tarafından evde bulunan malzemelerle genellikle etsiz, patlıcansız olarak hazırlanır. Nitekim; meyhane pilavını erkeklerin kadınlardan daha iyi pişirdiği söylenir.

Sonuç olarak; iri taneli bulgur, kuru soğan, domates, salça ve yeşil biberin enfes karışımıdır; şaheserdir.

Ve çocukluğumun tüm babalarının keyifle yaptığını gördüğümden, ‘baba’ demektir bir de bana göre…

Yaşadığı sürece yapımını kimselere bırakmadığını, çok da güzel yaptığını hep duyduğum kendi babamın elinden yeme şansına erişemediğimden olsa gerek; küçükken her seferinde gözlerimi yaka yaka yediğim, en sevdiğimdir… “Babam olsa da yapsa” dediğimdir…

 

Malzemeler:

2 su bardağı bulgur (mümkünse iri taneli)

2 orta boy kuru soğan

2-3 diş sarımsak (isteğe bağlı)

2 yemek kaşığı tereyağ

1/2 yemek kaşığı sıvıyağ

1 yemek kaşığı salça

2 yeşil biber

2 orta boy domates

1 tatlı kaşığı tuz

1 yemek kaşığı kuru nane

4 su bardağı su

 

Hazırlanışı:

Biberleri ince, soğanları ve kullanacaksanız sarımsakları minik, domatesleri iri küpler halinde doğrayın. Yayvan bir tencereye koyduğunuz yağlara ilk olarak soğanları ekleyin, 1-2 tur çevirdikten sonra biberleri ilave edip birlikte kavurun. Renkleri değişene dek (2-3 dakika) kavurduğunuz soğan ve bibere salçayı ekleyin. Sürekli karıştırarak salçanın ezilmesini, malzemelerle birleşmesini ve kokusunun çıkmasını sağlayın, (sarımsakları fazla kavrulup tadının bozulmaması için bu aşamada ekliyorum ben) bir kez daha karıştırıp domatesleri ilave edin. Tencerenin kapağını kapatın, kısık ateşte domatesler hafiften ezilip, malzemeler meyanlaşana dek (yaklaşık 3-4 dakika) pişirin.

Bulguru ekleyin, tüm malzemelerle kaynaşana dek, hızlıca karıştırın. Baharatları ve sıcak suyu ekleyip, kapağı kapalı olarak, kısık ateşte suyunu çekene dek (yaklaşık 15-20 dakika) pişirin. Kapağın altına kağıt havlu kapatarak 10-15 dakika dinlendirin. Son olarak servis öncesi alt-üst olacak şekilde karıştırarak pilavınızı ‘tazeleyin’, afiyetler olsun efenim 🙂

* Meyhane pilavının en büyük özelliği acı olması malum; salça yarı yarıya, domates-biber olarak kullanılırsa şahane olur. Biber salçası yoksa pulbiberle istenen acılığı sağlamak mümkün. Acıseverlik yüksek dozlardaysa, her ikisi de kullanılabilir.

** Yanında, bol kuru naneli cacık şiddetle önerimdir.

*** Antalya’da, yanık kokulu köy yoğurduyla tüketilmesi adettendir, rastlanılırsa kaçırılmaması tavsiye edilir. 😉

24 Ekim 2013
3.590 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Çocukluğumdan bu yana vazgeçemediğim yemeklerden biri benim için patates kavurma. “Yemek değil, garnitür tarzı bir şey bu” derseniz çoook haksızlık etmiş olursunuz. Lezzeti ve doyuruculuğu bünyesinde barındıran, tek başına bir öğünü layıkıyla atlatmanızı sağlayan her şey bana göre yemektir.

Yok ille de garnitür şeklinde kullanmayı tercih ederseniz; et ve balık yemeklerinin yanına şiddetle tavsiye ederim. Ben en çok kahvaltıda seviyorum, o da aklınızda olsun hani 😉

“Bu kadar basit, bilinen bir tarifi neden verdin?” diyecek olanlara; yemek yapmak bilene kolay, ilk yemek yapmaya başladığınızda kaynaksızlıktan neler çektiğinizi, kitaplarda yazanların hep davet sofralarından bahsettiğini, günlük klasik yemekleri çevrenizde her kafadan farklı çıkan seslere göre öğrenene kadar neler çektiğinizi hatırlatırım 😉

 

Malzemeler:

5-6 orta boy patates

2 orta boy kuru soğan

1 yemek kaşığı domates salça

4-5 yemek kaşığı tereyağ veya sıvıyağ

1 tatlı kaşığı pulbiber

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı karabiber

maydanoz

kekik

 

Hazırlanışı:

Soyulmuş ve iri parçalara bölünmüş patatesi, üzerini 2 parmak kadar geçecek soğuk suya koyup, yumuşayana dek haşlayın. Pişirme işlemi sonunda kalmışsa suyunu süzerek beklemeye alın.

Piyazlık ya da yarım ay tabir edilen şekilde doğradığınız soğanı, karamelize olana dek yağda kavurun. Salçayı ekleyin, kokusu çıkana dek onu da kavurduktan sonra patatesleri ilave edin. Bir kaç tur çevirdikten sonra, baharatlarını tuzunu ve maydanozunu ekleyin. Karıştırıp ateşten alın.

* Baharat tamamen tercihe bağlı, hem çeşit hem ölçü olarak. Kendi damak tadıma göre yaptığımda; epeyce acı, bol maydanozu içine harmanlanmış ve kekiksiz olanı en makbulüdür.

** Maydanoz içine karıştırılmak istenmezse, servis tabağındayken üzerine serpilerek kullanılabilir ki; fotoğraftaki, maydanozu sevmeyen, “kekik olsun ama o da içinde değil, üzerinde olsun” diyen, evimin en büyük mızmız çocuğu için “ben bilmem, beyim bilir” formatında hazırlanmış ‘bey’ tabağı 🙂

25 Mayıs 2013
1.713 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Çocukluğumu hatırlatır bana hep bu pişirme şekli. Annem tüm karnabaharları pişirir, sona kalan yumurtalı sosu -ki mutlaka kalırdı- en son tavaya boca eder, onu da nar gibi kızartır, tabağın en üstüne koyardı. En sevdiğim kısmı işte o koca parçaydı. Tavanın başında yutkunarak bekler, o parçayı mutlaka kapar, ekmeğimin arasına sıkıştırır öyle yerdim. Hala da öyle severim 🙂

 

Malzemeler:

1 orta boy karnabahar

2 yumurta

5 yemek kaşığı un

1 su bardağı süt

sıvıyağ

tuz

 

Hazırlanışı:

Karnabaharın sert kısımlarını çıkartıp iri parçalara bölün. İçine tuz ve az miktarda süt eklediğiniz suda, sertliği gidene dek haşlayın. Bu aşamayı kontrollü yapmak, dağılmasına izin vermemek püf kısmı.

Derin bir kasede yumurtaya un ve azar azar süt ekleyerek çırpın. Çok sıvı ya da çok katı olmayan, akışkan bir karışıma ulaştığınızda süt eklemeyi bırakın. Ununuzun cinsine, yumurtalarınızın büyüklüğüne göre eklenecek olan süt miktarı değişebilir.

Haşlanan karnabaharları hazırladığınız karışıma bulayarak, kızgın yağda önlü arkalı kızartın.

Yanında ya da üstünde, nerede durduğu farketmez ama sarımsaklı yoğurt illaki olsun 😉

* Haşlama kısmında suya eklediğiniz süt, evin her yerine yayılan ve genelde hoşlanmayan kokuyu önlemeye yönelik, kullanmayabilirsiniz.

 

02 Mayıs 2013
1.722 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Rastgele Yazılar

Arşiv