"ev yapımı" etiketiyle yazılan yazılar.

yazan Özlem Pehlivan

‘Her lezzetli şey zararlıdır’ tezinin başını çekenlerden olsa da zararlıların en masumlarından biri sayılabilir pizza.(bence 🙂 ) Dışarda yediğinizde durum böyle diye düşünürsek, evde yapılan nasıl olur; tüm zararlarından arınmış, el yapımı, ev yapımı, nefis bir şey olur. (bence 🙂 )

Benim tezim bu yönde efenim, övgüye de eleştiriye de açık üstelik, buyurun. 😉 😀

* Zamanınız varsa hamurunu da kendiniz hazırlayabilirsiniz elbet, benimkisi şipşak, hızlı, tembel işi. 😀 😀

Tamamını Oku

04 Şubat 2015
2.072 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Çocuklar için deseem, pek de inandırıcı olmayacak çünkü; hemen hemen herkes seviyor cipsi. Mısır ya da patates ana malzeme olsa da, öyle güzel tatlandırılıyor, çeşitlendiriliyor ki; sevmemek mümkün değil, bulaşınca elinden bırakmak da.

Hal böyle olunca, hem ambalajından kendisi, hem de işin uzmanları “zararlı” diye bas bas bağırdıkça da alternatifler aranıyor ve mutlak surette bulunuyor.

Şimdi “mutfakta çareler tükenmez” den yola çıkıyorum ve önce gerçek çocuklar sonra da biz büyümeyenler için, sağlıklıya en yakın haliyle nefis bir cips yapıyorum; afiyet olsun 🙂

(İki tarifim var; sonuna kadar okumanızı öneririm ;))

 

Malzemeler:

1/2 su bardağı un

1 su bardağı mısır unu

1 küçük soğan

1-2 diş sarımsak

tuz

pulbiber

kekik

nane

su

kızartmak için sıvıyağ

fırında pişirmek için 2 yemek kaşığı zeytinyağ

Dip Sos İçin:

4-5 yemek kaşığı yoğurt

1 er çay kaşığı kekik, nane, pulbiber

 

Hazırlanışı:

Un ve mısır ununu bir kaba alın, soğan ve sarımsağı ince rendeleyin. Tuz ve baharatları ekleyin, kulak memesi kıvamına dek, azar azar su ekleyerek yoğurun. Tezgaha un serpip, ince açın. Pizza ruletiyle (yoksa keskin bir bıçak da olur) önce uzun şeritler, sonrasında şeritlerden üçgenler elde edecek şekilde kesin.

Çok az sıvıyağ eklediğiniz tavada kızartın veya önceden ısıtılmış 180 derece fırında, yağlı kağıt serilmiş tepside  kızarana dek pişirin.

Dip sos malzemelerini bir kapta karıştırın, birlikte servis yapın.

* Soğan, sarımsak ve tüm baharatlar, tercihe göre arttırılıp eksiltilebilir.

** Şekiller üçgen olmak zorunda değil, istenildiği gibi oynanabilir.

*** Fırında yapılacaksa, zeytinyağ malzemelerle birlikte eklenmeli, sonra su aracılığıyla yoğrulmalı.

cip1

cip2

Şimdiiii “Ohooo çok zahmetli uğraşamam, hem vaktim de yok” diyenlere eeeen kestirmeden, tam da “tembel avrat işi” dedikleri türden bir tarifim daha var;

3 adet lavaşı alıyorsunuz, istediğiniz gibi kesiyorsunuz. Bir kaba alıp, üzerine 1/2 çay bardağından biraz daha az zeytinyağ, tuz ve istediğiniz baharatları ekleyip harmanlıyorsunuz. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirip, önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana dek pişiriyorsunuz. Hepsi bu kadar 😉

* Pişirme esnasında fırının yanından pek fazla da uzaklaşmayın, zira pek hızlı pişiyorlar.

** Her iki tarif için de dip sos şart değil ama lezzeti katladığını belirtmezsem uyuyamam. 😀

18 Haziran 2014
3.276 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Şayet bugüne dek evde yapılmışına denk gelmemişseniz, nar ekşisi tatmış saymayın kendinizi. Öyle farklı, öyle iddialı, öyle havalı yani.

“Hala köyde yaşayıp kendisi yapan ya da köyden hazır yapılmışı gelenler ne şanslılar” diye iç geçirmek, marketlerde ne olduğu belirsiz malzemelerle yoğunlaştırılmış ve raf ömrü uzatılmış “nar ekşisi sosu” yazılı, doğalıyla hiç alakası olmayan nar ekşisi kılıklılara el mecbur dönem çoktaaan bitti.

O “çok zahmetli” sözcüğünü de kabul etmiyorum, kullanılan nar miktarıyla, elde edilen ekşi kıyaslaması yapılırsa, çok olsa “pahada ağır” denebilir ama kesinlikle buna değer.

Üstelik şimdi tam zamanında; en bol, en olgun, en kırmızı, en lezzetli halinde, mevsimindeyiz narın. Şubat sonuna dek tükettiniz tükettiniz, sonrasında geçmişler ola, arayın ki bulasınız.

Meyvesini bol bol yediniz, suyunu sıkıp sıkıp içtiniz, ekşisini de yapıp kışa hazırlık baabında stoklamak şart oldu.

Şimdi, son derece pratik bir yöntemle en doğalından, mis gibi bir nar ekşiniz olacak.

Keyifle, sağlıkla, bereketle 😉

 

narrr2

Malzemeler:

sadece nar 😀

 

Hazırlanışı:

Öncelikle; 5-6 kg.nardan yaklaşık 350-400 ml. civarında nar ekşisi elde edebileceğinizi aklınızda tutun. Sonrasında buna göre, miktarını kendinizin belirlediği narları teker teker sıkın. Ben bu işi, şu kollu narenciye sıkacaklarıyla hallediyorum, tanelerini ayıklayıp robotta sıkan da var, katı meyve sıkacağından geçiren de, dolayısıyla adedi gibi sıkma yöntemi de tamamen size kalmış.

Elde ettiğiniz nar suyunu, geniş ve kalın tabanlı bir çelik tencereye süzerek alın ve kaynatmaya başlayın. Önce orta ateşte, fokurdadıktan sonra kısık ateşte, arada tahta bir kaşıkla üzerinde oluşan köpükleri alarak yoğunlaşana, kıvamını bulana dek kaynatın ki; bu da yaklaşık 3-4 saate denk geliyor.

Hepsi bu kadar 😉

* Narlar, evimizin minik bahçesindeki minik ağacımızdan 🙂

25 Eylül 2013
1.678 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kızım, öğleden sonra ek gıdasına başlayalı 3-4 gün oldu; en az meyveler kadar favorisi olacak gibi görünüyor yeni gıdamız; yoğurt 🙂

Eskiden tanıdığımız sütçülerden aldığımız, katıksız olduğuna emin olduğumuz sütlerle yapılan yoğurtlar tarih olalı çok oldu maalesef. Artık ne süt vaaar, ne de katıksız süt satan mahalle sütçüleri 🙁 Bunları düşünerek Arzum Yoğurt Yapma Makinesi aldık, en azından “mayalanma ortamı uygundu değildi, yoğurt tuttu tutmadı” derdim olmasın istedim. Zaten dediğim gibi, süt konusu malum, mayalama ısısı konusunu hiç olmazsa böyle halledebilirim sanırım.

Kızıma ilk yoğurdunu denemeden önce, kobay olarak kendimizi kullandım ve ilk kez pastörize sütten yoğurt yaptım makinede. Lezzeti güzel, fakat görüntüsü feci birşey çıktı ortaya. Salyamsı, uzayan cinsten bir yoğurdumuz oldu. Önce ben beceremedim sandım ama araştırdığımda gördüm ki; pastörize sütten yapılan yoğurtların ortak sıkıntısı buymuş meğer. Günlük süt etiketiyle satılan ürünlerle denemelere devam ettim sonrasında ve uzun, hassas kalite kontroller sonrası en uyumlu ikiliyi buldum: Yörükoğlu günlük sütü Pınar’ın organik yoğurduyla mayaladım ve kıvamıyla, tadıyla nefis bir ev yoğurdu çıktı ortaya. Yoğurt canavarı kızım, ara öğününde bayıla bayıla yiyor 🙂

Malzemeler:

1 litre süt

1 yemek kaşığı yoğurt (tepeleme)

 

Hazırlanışı:

Serçe parmağınızı hafiften yakacak kadar ısıttığınız süte, dolu dolu 1 çorba kaşığı yoğurdu ekleyip yavaş yavaş karıştırarak yedirin. Karıştırma işlemini çok fazla abartmayın, yoğurtla süt kaynaşsın yeterli 😉 Benim sonraki aşamam şöyle; mayalanmış yoğurtcuğu makinemin 6 tane minik kavanozuna doldurup kapakları açık şekilde yerleştiriyorum, üstüne 2 kat kağıt havlu koyup (buharlaşan su, yoğurda damlayıp sulandırmasın diye) makinenin kapağını kapatıyorum, 7-8 saate ayarlıyorum, bitiş sinyalinden sonra hemen alıp, kavanoz kapaklarını kapatıp buzdolabına koyuyorum.

Makine yoksa, eski ve en yaygın yöntemi uygulamak yani; mayaladığınız kabı, bir kaç kat örtüyle sıkı sıkı sarmak ve yine 7-8 saat ya da akşam yaptıysanız sabaha kadar bekletmek gerekiyor. Sonrasında yine son adım buzdolabı.

Afiyet olsun…

 

30 Ağustos 2011
1.445 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Arşiv