"yaşam" etiketiyle yazılan yazılar.

yazan Özlem Pehlivan

Kendin olmadan yaşamak, ne zor şey olsa gerek… Hep bir masken vardır; zamana, mekana, insana göre değişen. Aslında hep mutsuzsundur tüm yaşamını başkalarına göre kurgulamaktan ama buna rağmen vazgeçmezsin böyle yaşamaktan. Çünkü; bilmezsin başka türlüsünü, başka yol yoktur sana göre, var olduğunu bal gibi de bilirsin aslında ama zor gelir, cesaret işidir. Kendi kendine karar vermeyi, ayakta durmayı gerektirir ki; işte bu, sana göre değildir.

Kendinle başbaşa kalabildiğin tek gerçek zamanda, uykuya dalma anının hemen öncesinde çıkarırsın maskeni, çünkü rahat koyamazsın başını yastığa ama o minicik anda yüzleştiklerin öyle dehşete düşürür ki seni; hızla yerleştirirsin yerine, uyuyamazsın yoksa, gecen bitmez. Hoş, uykuların da adamakıllı değildir ya hani! Sahi; zor değil mi tüm bunlar? Kendin olmak, yüreğinle aynı dili konuşmak, yanmamak, dönmemek, huzurlu olmak çok daha kolay değil mi? Gerçi “huzur” da sadece bir kelime senin için, nasıldır, ne hissettirir yüreğe bilmezsin, adı bile geçse tahammülün yoktur, dinginliktir ya hani; sen sevmezsin…

Senin yerine ben yoruluyorum seni izlerken, benim yüzüm acıyor; senin o hiç çıkarmadığın maskelerinin bıraktığı izlerden. Hani bir dakikalığına diyorum hiç olmazsa iç yüzünü dışa çevirsen, acaba kaç kişin kalır etrafında? Bu sorunun yanıtına ve yalnızlığa dair ne çok korkun var, yapamazsın değil mi? Varsın sahte olsun, varsın arkandan ne dönerse dönsün, senin baktığın yerde hep bir maske dursun, hep senin yüzüne gülsün yeter tıpkı sen gibi, seninki gibi. Çünkü; korkuyorsun gerçeklerden. Çünkü; ne kadar acıttıklarını, acıtabileceklerini çok iyi biliyorsun.

Bu yüzden hep sürmeli, sürdür hadi durma, devam et sen maskeli balona, ne kadar çoksunuz bak; hep gülüyor yüzleriniz hepinizin ne güzel! Ama ben yokum, hiçbir zaman da olmayacağım, çağırmaktan vazgeç artık! Ayıptır bilirim, nezaketsizliktir geri çevirmek bir daveti ama keyifle işlediğim, en sevdiğim ayıplardan biri bu, emin ol…

Sevebiliyorsan böyle sev beni; maskesiz, tüm çıplaklığımla. Hadi bakalım bekliyorum, buyur; cesaretin varsa…

27 Aralık 2011
754 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Düğündü dernekti derken, bir çırpıda gelip geçiverdi zaman, keyifle 🙂 Kaç ay geçti üzerinden, yeni yaşama alışamadan daha, yepyeni başka bir yaşam gelip yerleşiverdi hayatımızın orta yerine, davetsiz, plansız, programsız. Epey de sıkıntılı günler yaşattı bana sağlık açısından, epey yordu, zorladı, hala zorluyor. İnsan sağlığı kötüyken, bunu yaşatana bu kadar mı müsamaha gösterir, bu kadar mı memnun olur olumsuz durumundan? Olur, oluyor. Eğer tüm bunları yapan, kocaman, zorlu hayata minicik yüreğiyle tutunmaya çalışan, senin kanından, canından bir cansa, öyle de güzel oluyor ki anlatamam 🙂

Dedim ya işte; henüz evliliğe alışamadan bebeğimize alışmaya çalışıyoruz 🙂 Balayı bebeği bizimkisi; mutlu, çoook mutlu bir bebek olacak, aşk bebeği olacak 🙂 13.haftamızdayız, davetsiz olduğu halde, bu kadar keyifle beklenen misafirimizle birlikte.

Miniciğim, seni gördüm; parmak insanım benim, inanılmazsın, mucizemsin! Ağlatırken güldürdün, güldürürken ağlattın beni; bitmek bilmeyen taklalarınla, o minicik ellerinin, ayaklarının mucize kımıldanışlarıyla. 🙂

İyi ki varoldun, iyi ki hiç beklemeden pat diye girdin hayatımıza! 🙂 Sevinçle, umutla, mutlulukla, heyecanla, birbirine geçmiş tüm duygularla, en çok da merakla bekliyoruz seni; yolun başındasın daha ve o yol uzun, zahmetli. İyi yolculuklar bebek, bebeğim, güle güle gel e mi? 🙂

23 Ekim 2010
643 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Yazmayı özledim… Ne çok zaman geçmiş, vakit ayıramadım 🙁 Öyle çok şey oldu ki o geçen zamanda… NİŞANLANDIK!!! 🙂 Evimizi taşıdık, sevdiğim adamın doğduğu günü kutladık, tatile çıktık… Çok şey yaşadık çok, minik hüzünleri bir kenara ayırıp, mutlulukları aldım yanıma yine…

Şimdi, kaldığım yerden devam etme vaktidir, çok biriktim çoook, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, yediğim yemekler ohoooo öyle çok şey birikti ki anlatacak, paylaşacak artık başlama vaktidir 😉

18 Ağustos 2009
900 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kendi cenazenize katıldığınızı farzedin… Bu yöntem bazılarına biraz ürkütücü gelebilir ama bize hayatımızda neyin önemli olduğunu hatırlatmak bakımından son derece etkilidir.

Şöyle bir geriye baktığımızda, geçmiş yaşamımızda ne kadar gergin olduğumuzu anlayıp, buna hayıflanırız. Dünyanın hemen her yerinde ölüm döşeğindeki insanlar geçmiş yaşamlarına baktıkları zaman, önceliklerinde yanlış sıralama yaptıklarını düşünüp, “Keşke farklı olsaydı…” derler. Pek az istisna dışında herkes, ufak şeyleri dert ettiğine pişman olur. Bunun yerine, gerçekten sevdikleri insanlara ve etkinliklere daha çok zaman ayırmış olmayı dilerler. Oysa dikkatli bir gözlem altında hiç de önemli görünmeyen konularda ne çok zaman harcamışlardır.

Kendi cenazenize katıldığınızı hayal etmek size; hala fırsatınız varken, geride kalan hayatınıza bir bakıp, önemli değişiklikleri yapma fırsatı verecektir.

Biraz ürkütücü ve acıklı da olsa, hala yaşıyorken, ölümünüzü düşünmek yararlıdır. Bunu yapmak size; nasıl bir insan olmak istediğinizi ve sizin için gerçekten en önemli önceliklerin ne olduğunu hatırlatır. Eğer birazcık olsun bana benzeyen bir insansanız, bunu yapmak size yaşamınızı değiştirecek mükemmel bir uyarı olacaktır…

Dr.R.Carlson

30 Nisan 2009
611 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama,
Yarım saat erkene kurulsun saatin…
Kedi gibi gerin,
‘Ohh ne güzel, yine uyandım!’ diye sevin..
Pencerini aç,
Yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al, derin derin…
Yüzüne su çarpma,
Adamakıllı yıka yüzünü serin serin…

Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin,
Ona harcayacağın vakitte, bir dilim ekmek kızart!
Çek, kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak, güzelim kahvaltının keyfine!…

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin, aynadaki silüetin…
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile!
Sonra koş git işine,
Dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden, yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle!…

Bir güzel kahve ısmarla kendine,
Seni mutlu eden sesi duymak için ‘Alo’ de!…
Hiç işin olmasa da, öğle üzeri dışarı çık,
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…
Yürü, yürürken sağa sola bak,
Öylesine değil, görerek bak!
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al…

Sonra, şöyle bir düşün; kimler sana yol açtı,
Sen çok darda iken, kimler seni ferahlattı,
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde, kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi, hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara,
Hatırlarını sor,
Öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!…
Bu sadece onların değil,
Senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak…

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun…
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire!
Sizden ala misafir mi var bu dünyada?
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
Vazife yapar gibi hiç değil!
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi, tadına var akşamının…

Gece evinde dostların olsun,
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun…
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illaki sağlık olsun!…


Can YÜCEL

19 Mart 2009
578 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Yolu yarılayan kadın, sevgisinde ve öfkesinde cömerttir. Onunla olan erkeğin herşeye hazır olması gerekir…

“Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” deyince şair, yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir… Ne aradığını ya da ne aramadığını bilen kadınlar… Aşkı, sevdayı mutlaka tatmış olurlar. Bu nedenle onları, yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir. Aşkın da, aşksızlığın da kokusu, bu kadınlara sizden önce gelir…

Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından, bilinçleri doruğa yükselir…

Akıl ve bedenle birlikte, girdiği ortama renk ve ışık verir…

Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat içiçedir. Sevgisinde de öfkesinde de cömerttir…

Evet anlamına gelen kadınsı hayırlarla, kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir…

Erkeğin ne ardından gelir, ne de ilerisinde olmak için didinir. Yan yana ,can cana duruşlar tercihidir…

Bazen bir anne şefkati, bazen de bir aslan kükremesi ile şaşkına çevirir…

Onunla birlikte olan erkeğin, herşeye hazır olması gerekir…

Yolu yarılayan kadınlar, duygularını yaşamasını iyi bilir. Davranışları sebepsiz değildir. Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi; erkeğin ona sunmasını istediği sevgi değildir. Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi; dikkat çekmek değildir. Seviyorsa kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi; kendine güvensizlik değildir. Üzgünse omuz arar, destek istemesi; çaresizliğinden değildir…

Suskunsa sebebi vardır, kendi haline bırakılması gerekir…

Yolu yarılayan kadınların, hissiyatı kuvvetlidir. Aldatıldığını, sezgilerini kullanarak günışığına çıkarır. “Veda vakti geldi” demenize bile gerek yoktur.
O, verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp, kendi yolunu tutmuştur…

Her gidiş, kadını daha da kadınlaştırır. Gidenin ardından bakacak kadar, hayatın uzun olmadığını anlamıştır…

Ve gizem kadına, en çok bu yaşlarda yakışır…


04 Kasım 2008
919 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Rastgele Yazılar

Arşiv