mutlulugun-resmi

yazan Özlem Pehlivan

Beklentisi yüksek insanlar beni hep korkutmuştur. Bu korku onlara hem hayranlık duymayı, hem de istediklerine sahip olamayacaklarını bilmenin getirdiği bir ürperti yaratır bende.

Yıllar önce tanıdığım bir arkadaşım vardı. Oldukça zeki, çalışkan, idealleri olan biriydi ama ne yazık ki; beklentileri çok yüksekti. Yıllar sonra karşılaştık. Üniversiteyi derece ile bitirmiş, master yapmış, yurtdışı bağlantılı çok büyük bir şirkette çalışıyor. Ama mutsuz; ona göre kimse kıymetini bilmiyor, hakettiği hayat bu değil, insanların küçük şeylerle mutlu olmasına anlam veremiyor! Onun için o kadar üzüldüm ki… Sordum; “Peki, seni ne mutlu eder?” diye; bir adada verdiği partide, elinde şampanyası ile konuklarını karşılamakmış, tabi o adanın kendine ait olması şartıyla! Mutlu olmasının şartına bakın!…

Çok üzülüyorum böyle insanlar için, o kınadığı Ayşe, Fatma Teyzeler gibi içtiği demli bir çayla mutluluğu ve huzuru ne yazık ki hiç bulamayacak olmalarına…


Sen, mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama,
Gül yanaklı bebesini emziren, melek yüzlü anneciğin resmini değil,
Ne de ak örtüde elmaların,
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini…
Sen, mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür, çok şükür bugünü de gördüm,
Ölsem gam yemem, gayrının resmini yapabilir misin üstad?

Nazım HİKMET
(Resim: Dianne Dengel)

 

03 Ağustos 2008
754 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

yazan Özlem Pehlivan

Geçtiğimiz günlerde Cengiz Aytmatov’un hakka yürüdüğünü bilmeyenimiz yoktur. Hepimizin bilerek ya da bilmeyerek kalbine taht kuran bir yazardı Aytmatov. “Erken Gelen Turnalar, Fuji-Yama, Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek” pek çoğumuza bir anlam ifade etmez. Ne zaman ki “Selvi Boylum, Al yazmalım” denilse, hepimiz Asya ile İlyas’ın aşkını hatırlarız.

Kimbilir kaç kez seyretmiş, bütün sahnelerini ezberlemişizdir. Ama ne zaman bir yerlerde rastlasak bir kez daha izlemekten kendimizi alamayız. Türkan Şoray’ ın en güzel, Kadir İnanır’ ın en bıçkın, Ahmet Mekin’ in en usta yıllarına denk gelmiştir. Atıf Yılmaz’ın bu filmi Cengiz Aytmatov’un “Al Yazmalım, Selvi Boylum” romanından Ali Özgentürk tarafından, saat gibi işleyen bir senaryoyla sinemaya uyarlanmış, Türkiye’ nin en güzel yerlerinden Orta Toroslar’da çekilmiştir.

Cahit Berkay tarafından bestelenen enfes müziği ise; neredeyse oyuncularından rol çalacak derecede hafızalarda yer etmiştir. Filmin bütün unsurları tek başlarına iyidirler; bir araya geldiklerinde oluşturdukları bileşim ise mükemmeldir.

Sen…

Sevgi neydi?
Sevgi iyilikti, dostluktu,
Sevgi emekti…
Durursam bir daha kurtulamam.
Ziyanı yok gülüşü yeter bize.
Yüreğim kaydıysa günah mı?
Çamura saplansam yardıma gelir misin?
Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elimdeymiş gibi.
Elinden tutuversem benimle gelir mi?
Seninim işte, alıp götürsene beni.
Elveda Asya, elveda selvi boylum al yazmalım elveda.
Bitmemiş türküm benim…

Günler geçiyor, yapraklar birer birer dökülüyor. Yenileri filizleniyor mu endişesi hepimizi sarıyor değil mi?

03 Ağustos 2008
815 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

yazan Özlem Pehlivan

Seni hatırladıkta başım göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyor yüreğim… Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla, o hüzünden bu neşeye konup kalkıyor gün boyu nedensiz… Ve her konduğunda diğerini iple çekiyorum bu hislerin…

Seninleyken pervaneleşen yelkovanlar, sensiz mıhlanıp kalıyor yerine, bir akrep kadar hain… İşte, yolda, yatakta içim içime sığmıyor…

Senden söz edilince yüzüm, benden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyor ve sen, her durduğum yerde duruyor, her baktığım yerden bana bakıyor, ben keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsun…

Dünyanın en güzel yeri senin yaşadığın yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki keder… Hayat seninle güzel ve sensiz müptezel…

Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve sen gider gitmez özlem saç diplerimden çekiştirip beynimi acıtıyor…

İştahım kapanıyor, iştahım açılıyor, iştahım şaşırıyor… İştahım, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyor…

Elim telefonda yaşıyor, parmağımla ha bire seni tuşluyor, dara düştüğümde kapıyı çalanın sen olduğunu adım gibi biliyorum…

Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona sen diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi sana yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke o anlatsa” diye iç geçiriyorum…

Kokun burnumdan, yüzün gözümden, sesin kulağımdan, tenin aklımdan silinmiyor bir türlü…

Özlemi, sol mememin altında, tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorum gün boyu… Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorum…

Sensiz geceler ıssız, sokaklar öksüz… Ayrılık ölüme, vuslat sehere denk…

Gamze gamze tebessüm de, alev alev öfke de senin için…

Bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep senin yüzü suyun hürmetine…

Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yok…

Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu beni zerrece ilgilendirmiyor…

Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorum ve bütün bu hallerime ben bile akıl erdiremiyorum…Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyor…

Senden her gidişimde ayaklarım “geri dön!” diye yalpalıyor ve ben, kendime rağmen dönüyorum sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…

Adı yok, yolu yok, dilini, tarifini bilmiyorum!

Sadece,

SeNi SeViYoRuM…

Can Dündar’dan ‘Değiştirilmiş Alıntı’ 🙂

03 Ağustos 2008
553 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Arşiv