"2009 Nisan" ayında yazılan yazılar.

yazan Özlem Pehlivan

Kendi cenazenize katıldığınızı farzedin… Bu yöntem bazılarına biraz ürkütücü gelebilir ama bize hayatımızda neyin önemli olduğunu hatırlatmak bakımından son derece etkilidir.

Şöyle bir geriye baktığımızda, geçmiş yaşamımızda ne kadar gergin olduğumuzu anlayıp, buna hayıflanırız. Dünyanın hemen her yerinde ölüm döşeğindeki insanlar geçmiş yaşamlarına baktıkları zaman, önceliklerinde yanlış sıralama yaptıklarını düşünüp, “Keşke farklı olsaydı…” derler. Pek az istisna dışında herkes, ufak şeyleri dert ettiğine pişman olur. Bunun yerine, gerçekten sevdikleri insanlara ve etkinliklere daha çok zaman ayırmış olmayı dilerler. Oysa dikkatli bir gözlem altında hiç de önemli görünmeyen konularda ne çok zaman harcamışlardır.

Kendi cenazenize katıldığınızı hayal etmek size; hala fırsatınız varken, geride kalan hayatınıza bir bakıp, önemli değişiklikleri yapma fırsatı verecektir.

Biraz ürkütücü ve acıklı da olsa, hala yaşıyorken, ölümünüzü düşünmek yararlıdır. Bunu yapmak size; nasıl bir insan olmak istediğinizi ve sizin için gerçekten en önemli önceliklerin ne olduğunu hatırlatır. Eğer birazcık olsun bana benzeyen bir insansanız, bunu yapmak size yaşamınızı değiştirecek mükemmel bir uyarı olacaktır…

Dr.R.Carlson

30 Nisan 2009
516 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kendinize sormanız gereken en önemli sorulardan biri şudur; “Haklı olmak mı istiyorum, yoksa, mutlu olmak mı?” Çoğu zaman aynı anda ikisi birden mümkün değildir.

Haklı olmak ve iddialarımızı savunmak hem muazzam miktarda zihinsel zihinsel enerji tüketir, hem de yaşamımızdaki insanlarla aramızda mesafe yaratır. Haklı çıkma ihtiyacı ya da başkasının hatalı olduğunu kanıtlama arzusu, çevremizdeki insanları sürekli savunmada olmaya yönelteceği gibi, bizi de baskı altında tutar. Buna rağmen çoğumuz (arasıra ben de), kendi doğrularımızı ya da başkalarının yanlışlarını kabul ettirmeye çalışarak zaman ve enerji tüketiriz. Birçok insan farkında olarak ya da olmayarak başkalarına hatalı olduklarını kanıtlarlarsa, onların bunu minnetle karşılayacağını ya da en azından birşeyler öğreneceklerini sanırlar. Bu çok yanlış bir inançtır.

Bir düşünün: Bugüne dek hiç, haksız olduğunuz söylendi ve siz bunu söyleyen kişiye “Sen haklısın, bana haksız olduğumu gösterdiğin için çok teşekkür ederim.” dediniz mi? Ya da tanıdığınız bir kimse, hatasını düzelttiğiniz için veya haklı çıktığınız için size teşekkür etti mi? Bırakın teşekkürü, bunu hiç kabul etti mi? Elbette etmemiştir.

İşin gerçeği şudur: Hepimiz düzeltilmekten nefret ederiz. Hepimiz öne sürdüğümüz savlara başkaları tarafından saygı gösterilmesini ve bunların anlaşılmasını isteriz. İnsanların en büyük arzularından biri; başkaları tarafından dikkatle dinlenmektir. Ve dinlemeyi bilenler, herkez tarafından en çok saygı ve sevgiyi görürler. Karşılarındaki insanı ikide bir düzeltme alışkanlığı olanlarsa, pek sevilmezler ve herkes onlardan kaçınmaya bakar.

Bütün bunlar, ‘haklı çıkmak hiçbir zaman uygun değildir’ anlamına gelmez; insanın gerçekten haklı çıkması gerektiği ve istediği durumlar da vardır. Irkçı bir yorumla karşılaştığınız zaman olduğu gibi, hiç ödün vermek istemeyeceğiniz ilkeler olabilir. Burada, düşündüklerinizi açıkça söylemek önemlidir. Ama çoğu zaman insanın egosu öne çıkar ve kavgasız geçebilecek bir konuşmanın niteliğini bozar. Bu, ille de haklı çıkma isteğinden ve ihtiyacından kaynaklanır.

Daha geçimli ve daha sevecen olmanın en güzel yolu; haklı çıkmanın zevkini ve süksesini başkalarına bırakmaktır. Düzeltme huyunu bırakın. Bu huydan vazgeçmek ne kadar zor gelse de, emin olun, çabanıza değecektir. Birisi size, “Bence en önemli şey…” diye başladığında, hemen onun sözünü kesip, “Hayır, en önemlisi şudur…” veya buna benzer yüzlerce sözlü düzeltme yapmak yerine, bırakın karşınızdaki insanın yorumu öyle kalsın. Böylece çevrenizdeki insanlar size karşı daha az savungan, daha çok sevgi dolu olacak, nedenini tam olarak anlamasalar bile, size karşı tahminlerinizin ötesinde bir beğeni duyacaklardır. Siz de, onların mutluluğuna tanık olup, buna katılmanın bir ego çatışmasından çok daha tatmin edici olduğunu keşfedeceksiniz. En temel ilkelerinizden ve yüreğinizde biçimlenen fikirlerden ödün vermeniz şart değildir, ama bugünden başlayın ve bırakın çoğu zaman başkaları “haklı” oluversin… 😉

Dr.R.Carlson

30 Nisan 2009
756 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Arşiv