"Blog" kategorisine yazılan yazılar.

yazan Özlem Pehlivan

Canım kızım, minik yol arkadaşım, bugün 5.yaşında, uzun yolculuğunun çok başındasın. Yol aldıkça hayatı tanıyacaksın ve insanları. Gün gelecek kırılacak, an gelecek kıracaksın birilerini. İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalpleri ve hiç çaresiz kalma kendi kırık kalbinde.
Sen şimdi, kendi öykünü yazıyorsun. Hayat 2 seçenek sunuyor her zaman; ya payına düşen kederi parlatacaksın ya da kendinle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım.
Öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi. Dilerim sen, dünyaya geliş nedenini çabuk bulursun.
İyi ki doğdun mis kokulu kurabiyem, seni çok seviyorum. Yolun hep açık olsun…:)

Tamamını Oku

05 Mayıs 2016
3.612 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

16 Nisan’da kuzumun 4.yaşını kutladık. Her yıl olduğu gibi; yine kocaman bir kalabalıkla, kahkahalı, eğlenceli, tüm sevdiklerimizin yanıbaşımızda olduğu acayip keyifli bir kutlama oldu. Bu yıl kadromuzda 2 değişiklik vardı; abimiz Erasmus sebebiyle yurtdışında olduğundan yanımızda olamadı, epey hüzünlendirdi hem Naz’ı hem de bizi. 🙁 Ve dedemiz bundan böyle emekli olduğundan, 4 yıldır ilk kez doğum günü kutlamamızda yanımızdaydı. 🙂

Tamamını Oku

05 Mayıs 2015
2.518 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Sevgili Özgül ve Tunç’un yakışıklı oğulları Mert, bugün 2.yaşını kutluyor. Doğum günü konsepti Mickey Mouse olsun istemiş, tüm hazırlıklarını ona göre yapmış Özgül, pastası da öyle olsun istedi, bir de illa ki puantiyeli 🙂

Biraz önce yapımını bitirdim ve yola çıktı pastası Mert’in, umarım istediğin gibi olmuştur Özgül’cüm ve umarım upuzuuun yılları olur kuzucuğun sevgiyle, sağlıkla, huzurla… Nice yıllara yakışıklı delikanlı 🙂

 

miki2

07 Haziran 2014
4.639 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Mis kokulu kurabiyem artık 3 yaşında 😀 Bu yıl doğum günü konseptimiz, küçük hanımın isteği üzerine; Hello Kitty oldu. Temaya son anda karar verdiği için bu doğum günü bir çok ilki de beraberinde getirdi tabii.

Bunların en başında kostüm olayımız var. 15-20 gün önce doğum günü için bayıla bayıla aldığı Tinkerbell kostümü Hello Kitty partisine uymazmış efendim, illa ki Hello Kitty olmalıymış. Hem de öyle böyle değil, etekleri kabarık olacakmış, “müceeherli” olacakmış, daha neler neler 😀 İstekleri kafamda canlandırmam, kendimi hayatımın ilk kostümünü tasarlayıp yapmama sebep oldu. 😀 Tütü için kumaş, kurdele ve renkli taşlar kullandım. Üst kısmı evdeki giysilerimizden birine, yine evdeki çantalardan birinden söktüğüm kurdeleyi dikerek tamamladım.

 

kostum

 

Hazır satılan temalarda çok fazla seçeneği olmayan bir tercih yapmış olduğumuzu araştırmalara başladığımda farkedince, genelde iş başa düştü. İnternette bulabildiğim dökümanlardan A4 boyutunda renkli çıktılar aldım işyerinde. Çilekli süt servisi için, evdeki yoğurt makinesinin küçük kavanozlarını ve pipetleri, hazırladığım çıktılarla süsledim.

Konsepte uygun olsun diye pembe kapaklı küçük su şişeleri aldım, üzerindeki etiketlerini söktüm, hazır aldığım kurdeleleri etrafına sardım.

 

sut-2

 

İlk şeker hamurlu kurabiye denemem, doğum gününe kısmet oldu. Uzun çubuklarla pişirdiğim kurabiyeleri tek tek poşetledim, kurdelelerle bağladım, evdeki minik bir saksının içine uyacak şekilde kestiğim straforlara sapladım.

 

hk-kurabiye

 

Yine ilk pasta denemesini de -biraz deli cesaretiyle- şeker hamurlu yaptım, sonucun gayet başarılı olduğunu, bolca aldığım övgülerden anladım. 😀

 

hk-pasta

 

Pastayı şekillendirirken pandispanyanın kenarlarından çıkan fazla parçaları, truff yaparak değerlendirdim.

 

toptopkek2

 

Tuzlular kısmını; kıyma, ıspanak ve patatesten oluşan üç renkli börek,

 

3luborek

 

yine çıktıları kullanarak kürdanlarla süslediğim krep kanepeler,

 

krep-kanepe2

 

yakın plan fotoğraflarını çekmeyi atladığımız garnitürlü patates salatası ve Nisa’nın yapıp getirdiği minik poğaçalarla tamamladım.

Hazır satılan Hello Kitty şekilli jelibonlardan ortaya karışık keyif tabağı hazırladım.

En güzel sürprizlerden biri de markette alışveriş yaparken, bizim için özel hazırlanmış gibi arka arkaya bulduğum aile isimlerimizin etiketli olduğu içecekler oldu 😀

 

colalar

 

Her yıl olduğu gibi yine çok keyifli, çok eğlenceli, bol lezzetli, bereketli bir doğum günü yaşadık. Emeği geçen, zaman ayırıp gelen tüm dostlara bir kez daha kocaman sevgiler…

Ve dünya güzelim, minnak kızım doğduğun gün bir kez daha kutlu olsun, iyi ki doğdun, iyi ki varsın, seni çok seviyorum… 🙂

16 Nisan 2014
5.147 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Eski yıl sona erdiii, yepyeni bir yıl geldiii, bu yıl olsun mutlu bir yıl, bu yıl olsun hey hey!

Yeni yıl herkese kutlu, mutlu olsun!!! 😀 😀

Bu yılın yılbaşı menüsü şöyleydi:

 

Fırında Soslu Hindi But

İç Pilav

Patates Buğulama

Şakşuka

Elmalı Kereviz Salata

Hibeş

Yoğurtlu Havuç Salata

Paçanga Böreği

İçli Köfte

Çiğ Köfte

Rus Salata

Yaprak Sarma

Acıka

ve fotoğrafta olmayan yılbaşı pastası 🙂

01 Ocak 2014
2.483 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Kemalpaşa nam-ı diğer peynir tatlısı; yüzlerce yıl önce Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinden çıkmış, üstelik de bir yerlerden taşıma, aşırma değil tamamen orada icat edilmiş nefis bir tatlı.

İlk zamanlar küçük süthanelerde üretilirmiş, şimdilerde günde milyon adetlerde üretildiğinden tesisler de büyümüş haliyle. İşin ilginç yanı; yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen üretimin hala sadece bu ilçede olması.

Dev kazanlarda kaynatılan süt, peynire dönüştürülüyor. Bu özel peynir irmik, yumurta ve unla harmanlanıp hamur haline getiriliyor, şekillendirilip fırınlanıyor ve Mustafakemalpaşa sakinlerinin haklı gururları peynir tatlısı, şerbetlenme sonrası tüketime hazır hale getiriliyor.

İlçede günlük üretiliyor ve mutlaka taze tüketiliyor. İçeriğindeki peynir nedeniyle raf ömrü oldukça kısa olduğundan, şanslı ilçe halkı dışında kalan biz şanssızlara ulaşanlar, orjinal lezzetinde kalamıyor maalesef. Yoğun peynir oranı düşürülüyor ve birden fazla kez fırınlanarak kurutuluyor. Durum böyle olunca da, ilçede yediğinizle market rafından aldığınız arasında acayip lezzet farkı oluyor haliyle.

İşte o hazır paketlenmişlerden alıp kullanan şanssızlardanım ben de maalesef. Ama şöyle bir tesellim var en azından kendi kendime ürettiğim; hazır paketle bile kıvamını tutturmak herkesin harcı değildir, ya şerbeti çok çeker gereğinden fazla yumuşar dağılır, ya da hiç çekmez tatsız ve kafa kıracak kıvamda sert kalır. Bu nedenledir ki; herkesin yaptığı bu tatlı yenmez ama benim bugüne dek başarısız olduğum vaki değildir. (züğürt tesellisi dedikleri tam da bu işte 🙂 )

Uzun lafın kısası: “Hazır tatlı işte” şeklindeki basit cümleyi, her an size yedirmeye hazır bir tatlıdan bahsediyorum yani; bilmem anlatabildim mi? 😀

 

Malzemeler:

1 paket kemalpaşa (140 gr.)

1 kg.şeker

1 litre su

limon

1 paket (75 gr.) krem şanti

200 ml.süt

 

Hazırlanışı:

Paketlerin üzerindeki ölçüler ve hazırlama şekli son derece uygun. Buna göre; su ve şekeri içine birkaç damla limon damlatarak kaynatın. Kemalpaşaları içine atın, arada karıştırarak şerbeti iyice içine çekene ve yumuşayana dek (yaklaşık 15-20 dakika) pişirin.

Şuruptan çıkardığınız tatlıları soğuması için bekletirken krem şantiyi hazırlamak için, buzdolabında soğutulmuş sütün içine toz şantiyi boşaltın. Mikserle önce düşük, sonra yüksek devirde yeterli kıvama ulaşana dek çırpın.

Hazırladığınız krem şantiyi herhangi bir sıkma torbasına doldurun. Sıkma torbasının ucunu iyice soğumuş tatlıların ortasına bastırarak içlerini şantiyle doldurun.

Sonrası; nam nam nammmmm 😀

* Kaymak, ceviz, hindistan cevizi gibi eklemelerle farklı sunumlar üretmek mümkün.

27 Haziran 2013
3.590 görüntüleme

yazan Özlem Pehlivan

Zamanın yaşam hızına yetemediği, bir koltukta bilmem kaç karpuz, marifet sayısına parmak yetişmez tariflerine uyan adam tam da bu işte. Kimin aklına gelir; kuafördeki kadını gözetleyip, gözlemleyip ondan hikayeler türetip sergi konusu yapmak allahaşkına?

Koskocaman kadınım, kendimi bildim bileli gittiğim o salonlardan bir sergi malzemesi çıkabilme ihtimali, ömrü hayatımda beynimin köşesinden geçmedi. Ki; akıllı kadınımdır, gözlemlerim iyidir, o salonlardaki hemcinslerimi izlemeyi, kuaförümden hiç tanımadığım bilmem kim hanımın “aaaaa” hikayesini dinlerken aldığım hazzı da inkar etmem hani. Ama sen gel erkek halinle, bugüne dek yeryüzünde yaşayan binler, ne bini milyon milyar kadının aklına bile gelmeyeni düşün, hayal et, bununla da yetinme gerçekleştir, hayata dök. Pes, cidden pes!

Fena mı, hiç de değil, şimdi o şehirde olsam “niye benim aklıma gelmez ki böyle şeyler?” kıskançlığımı üzerimden çıkarır, illa ki gider, yakından tek tek incelerdim ortaya çıkanları.

Geçenlerde, radyoda kitap okuma projesini okumuştum da bayılmıştım o fikrine de yine, bir taşla çok kuş misali; hem radyo dinlenebilirliğini arttırmak, hem kitap okuma alışkanlığında kıpırdanmalar yaratmak, hem de İstanbul’a arşivlik anı yatırımı yapmak, “babaaa büyüksün!”ü sonuna kadar hakeden nefis bir düşünce.

“Bugün de evde herkesin uyuduğu saatlerde,

birkaç kitap seslendirebilirim,

gecenin karanlığından çalarak.

O zaman “İstanbul dinler beni gözleri kapalı”,

siz de belki “İstanbul”u dinlersiniz büyüyünce o,

gözlerinizi kapatarak!

Kim bilir?”

şeklinde okurken kendinizden geçeceğiniz cümlelerin devamına, minicik kitap dinletileri eşliğinde  http://makinakafa.com adresinden ulaşabilirsiniz.

“Sadede gel, kim, ne, ne fotoğrafı, ne sergisi diyosun allahaşkına!” şeklinde bıt bıt yapıyorsun ya şu an, işte onu yapma, İstanbulda’ysan eğer azıcık hareket et, kalk yerinden ve bu acayip adamın, “Okan Bayülgen – Kadınlar ve Kuaförler” fotoğraf sergisine uğra bence, Kanyon AVM’de sergi, bu ay sonuna kadar da açık. Bu arada belki bana da bir iyilik yapar, keyifli olduğundan emin olduğum fotoğrafları da fotoğraflarsın ha?

“Bir kadının gözleri ile “Tamam oldu bu iş!” diye onayı verdiği an. Aynaya kaşla göz arasında fırlattığı “İyisin kızım!” mesajı. Aynadan seken, başka bir kadına ait mesajı yakalayan bir başka kadın. Sırasını bekleyenin diğer kadını süzen gözleri…”

21 Mayıs 2013
1.825 görüntüleme
Sarı Çerçeve - Hediyelik Çerçeveli Posterler

Arama

Özlem Pehlivan

12 Ocak doğumlu, sevimli bir oğlak burcu kadını...

Okumayı çok seviyor. Günde 50-100 sayfa okumadan rahat edemiyor. Başucunda en az 3-4 kitap var. Okumayı sevdiği kadar yazmayı da seviyor, değer verdiği ve yüzünü güldürebilen herkese sürekli yazıyor...

Facebook Sayfası

Rastgele Yazılar

Arşiv